Older Posts

Lambanın amına koyim.

- Apartmanın girişindeki lambayı sen mi kırdın bülent?”

+ Hangisini?

- Otomatik yanan, sensorlu lamba.

+ Hayır.

- Komşu görmüş, yalan söyleme. Süpürge sapıyla kırmışsın dün gece.

Önüme baktım.

- Neden kırdın?

Cevap yok.

- Hasta mısın evladım? söyle bana, neyin var, neden kırdın lambayı, yapma böyle…

+ Kırdımsa kırdım, ne olacak! Çok mu değerliymiş?

- Lamba senden değerli mi evladım, lambanın amına koyayım, lamba kim? Yöneticiye de dedim. Lambanızı sikeyim, kaç paraysa veririz. Sen değerlisin benim için.

+ Beni görünce yanmıyordu baba.

- Nasıl ya?

+ Görmezden geliyordu, yanmıyordu. Kaç sefer yok saydı beni.

- E beni görünce de yanmıyordu bazen, böyle el sallayacaksın havaya doğru, o zaman yanıyor.

+ Hadi ya! Sahiden mi?

- Evet. Ucuzundan takmışlar. Bizimle bir alakası yok.

Babama sarıldım, yıllar sonra.

Large quote
ve ortalık ne kadar sessizleşirse gürültü o kadar artıyordu.

72 Muz Üflemek

Pastanın üzerinde yetmiş iki muz vardı. Bunlara üflerken düşündüğüm tek şey, bir pastanın nasıl bu kadar büyük olabildiğiydi. Bir pastanın neden bu kadar büyüdüğünü düşünürken aklıma gelen ikinci tek şey ise o muzların neden oraya geldiğiydi. Ve babam bu kadar güzel pasta yapmayı öğrenemeden neden ölmüştü ve ben babamın öldüğü yaşı neden bu kadar geçmiştim? Tam elli sene neden geçmişti, tam yarım asır neden geçmişti? Acaba Meuersault beklemeye nasıl katlanmıştı?

“Dede, o muzu bırak da mumlara üfle artık.”

Refleksif bir gülümseme yayıldı dudaklarım boyunca. Kasların refleksif çalıştığını öğrendiğimde, yabanileşmenin hiç de suçlululuk duygusu yaratmadığını fark etmiştim. Beyin de bir kas yığınıydı.

Yetmiş iki mumu dört seferde söndürebilecek nefese kadar ne zaman düşmüştüm? Doğduğumda sonum belliydi ancak yetmiş iki senedir muzlar her toplandığında, makus talihe yaklşamamı umursamadan bir kez daha kutlamıştık. Nefret dalga geçen gülümsemeye; sevgi, saygıya;  aşk tapınmaya dönüşürken pasta da büyümüştü haliyle. 

“Nice senelere dede!”
“Doğum günün kutlu olsun baba!”
“Bizi de gömersin sen!”
“Nice mutlu yıllara!”

Her türlü mutlu kutlama ifadesi gülümseyen dudaklardan döküldü.

Hiç kimse “Geçmiş olsun” demedi. 

Tamam bu sefer!

Uzun süreli bir dinlenme dönemi geçirirsin. Yatarsın, bir şeylerin seni hareketlendirmesini beklersin. Bir şarkı ya da yalnızca bir söz ya da sadece bir hayal. Tamam bu sefer! Diye hızla kalkarsın yatağından, doğrulursun, hızlı hızlı nefes alırsın. Sağına soluna bakarsın. Sonra nefes alış verişlerin yavaşlar. Bilgisayarına bakarsın. Belki tekrar yatarsın, belki de bunları birilerine anlatırsın.

Hiçbir şey değişmez. 

Bir sonrakine artık. (uluyamazsın)

Hide your head in the sand little girl.

bir oyunla nasıl mı duygusal ilişki kurarsınız?

bir oyunla nasıl mı duygusal ilişki kurarsınız?

(Source: deliningunlugu)

duvarkağıdımı naptınız :(

duvarkağıdımı naptınız :(

(via melisaakkaya)

Album art

Audio blog’a kaymaya başlamamın suçlusu ben değilim, Beatles’ın zamanında “biz her şeyi anlatalım da insanlar ifade etmekte zorlanmasın” çabası.

[Flash 9 is required to listen to audio.]

11 Plays

biri de demiyor ki arkadaş

SEN BİZİM ÇOCUĞA DAYILANMIŞSIN

Album art [Flash 9 is required to listen to audio.]

69 Plays

1 of 19 pages